Tüm hemşerilerimizin hizmetinde olacak olan web sitemizde güncel haber bilgilere yer verilecektir. http://www.incesu.tv
(461)
İncesu Tahirini Köyü
İncesu Tahirini Köyü
Anadolu’da bazı yer adları konusunda maalesef büyük bir cahillik yaşanmaktadır. Bu yüzden de çok önemli olan bazı adlar yöneticiler tarafından değiştirilmektedir. Bunların başında asarcık kelimesi gelmektedir. Asarcık kelimesi bir dağ yamacının yassı ve yerleşime uygun bir şekilde uzamasına verilen addır. Anadolu’da birçok yerde bulunmaktadır. Maalesef bazı yöneticiler asarcık kelimesini hisarcık kelimesinin bozulmuşu sanmışlar ve birçok köyün adını hisarcık yapmışlardır. Bu durum bu köy için de geçerlidir. Köyün asıl adı Tahar’dır. Halk hâlen tahar demektedir. Bilindiği gibi Tahar Oğuz boylarından birinin adıdır. Anadolu’da bir çok yerde aynı adla yerleşim bulunmaktadır. Bunların tamamı bir boydan gelen insanlardır. Maalesef yine bilgiç yöneticiler Tahar kelimesinin manasını bilmedikleri için adını Tahir ini olarak değiştirmişlerdir. Burada ilave etmemiz gereken bir noktada köylerin tamamının oba halinde olması ve bu obaların Karamustafapaşa tarafından İncesu’ya yerleştirilmiş olması gerçeğidir. Köylerin tamamı besicilik yarmaktadır. Bunların İncesu gibi dar bir vadiye yerleştirilmeleri ciddi bir yanlışlıktır. Bu yüzden de yerleştikleri yerlerden kendilerine uygun buldukları ve besicilik yapabilecekleri alanlara çekilmişlerdir. Merkez kazaya 15 km uzaktadır. Davarcı ve çiftçidirler. Köyün ortalık yerindeki derince bir kuyudan içme suyunu temin ederler. Akarsu yoktur. Kızılırmak, 3 km kuzeyinden akar. Bağların ırmağın kenarlarındadır. Kendi yiyecekleri üzüm ve pekmezi bu bağlardan temin ederler. Bir ilkokulları bir de mescitleri vardır. Okul da cami de bakımsızdır. Halk çalışkandır, dinine bağlıdır. Özlü buğdayları olur. Bulgur için bu köyün buğdayları tercih edilir. Davarları ile Tekir Yaylasına göçerler. Kırkım diye bir koyun kırkma adetleri vardır. Her gün bir sürünün koyunlarının yünleri kırkılık denilen makaslarla tıraş edilir. Sabahleyin her obanın erkekleri kırkılığını beline sokup kırkılacak sürünün bulunduğu obaya giderler. 8-10 kırkımcı, koca bir sürüyü bir iki saatin içinde bitirirler. Ondan sonra herkes ellerini sabunlar ve hazırlanmış sofraya otururlar. Evvela süzülmüş koyun yoğurdu ile yapılmış yayla çorbası gelir. Onun arkasından koca bir leğenin içinde nasıl pişirildiği bilinmeyen, nar gibi kızarmış tam bir koyun. Gövdesi ve butları, ortalık yerine kızarmış koyun kellesi oturtulmuş ve ağzına mavi bir acımık çiçeği yerleştirilmiş olduğu hâlde sofraya sürülür. Fırında ve tencerede bu kabil bir koyunun pişmesi mümkün değildir. Ne kadar leziz ve nefis bir yemek. Merak ettim; bu ilik gibi koyunu nasıl pişirdiniz diye, anlattılar. Koyunu kesip içini temizledikten sonra yeteri kadar tuzlayıp derisine sararak kazılan bir çukura boylu boyunca yatırılır ve üzeri tekrar toprakla örtülür, sonra da üzerinde ateş yakılmaya başlanırmış. Belli bir saat ateş yakıldıktan sonra çıkarılıp leğene yerleştirilir ve ayrıca kızartılan kellenin de çiçeği takılır, sofraya sürülürmüş. Kaç sürü varsa o kadar kısır koyun pişip ziyafet veriliyor. Tekir’in suyundan bir bardak içince de bir saat sonra tekrar acıkılıyor. 10-15 gün kırkım ziyafetleri sürüyor. Baklavanın en iyisi de tabi sofranın baş yemekleri arasındadır. Her sene bu adet böyle devam eder. Bu gelenek Orta Asya’dan beri bütün canlılığı ile süren bir adet olarak Tahar’da uzun süre yaşatılmıştır